Eğer günlük hayatta işlevselliğinizi bozacak düzeyde tekrarlayıcı düşünce, duygu ve davranışlarınız varsa; bu durum yaşamınızı kısıtlıyor ve çevreniz tarafından da fark ediliyorsa, günlük işlerinizi ve keyif aldığınız aktiviteleri yapma isteğiniz belirgin biçimde azaldıysa bir uzmandan destek almanız faydalı olabilir.
Psikoterapi aslında bir ilişki biçimidir; çoğu kişinin daha önce deneyimlemediği, kendine özgü bir ilişkidir. Terapistinizle aranızda zamanla bir bağ ve güven ilişkisi kurulur. Bu ilişki, nasihat verme ya da yönlendirme amacı taşımaz; yaşananları birlikte yeniden değerlendirmeye, anlamlandırmaya ve fark etmeye yöneliktir. Terapistinizle kurduğunuz bu ilişki, hayatınızdaki diğer ilişkilerden farklıdır ve birçok kişinin içinde taşıdığı yükleri güvenli bir şekilde ortaya koymasına olanak tanır. Şifa da çoğu zaman tam olarak burada başlar.
Terapist, danışana belirli bir mesafede durur; ancak bu mesafe genellikle şefkatli ve kapsayıcı bir mesafedir. Terapide yaşanan değişimin önemli bir kısmı, terapistten görülen anlayış ve şefkati zamanla kişinin kendisine de gösterebilmeyi öğrenmesinden kaynaklanır. Kişi, kendine karşı daha şefkatli olmayı terapötik süreç içinde deneyimleyerek öğrenir.
“Ne zaman terapiye gidilmelidir?” sorusunun kesin ve evrensel bir yanıtı yoktur. Hayat zorlayıcı hâle geldiğinde, dengeler bozulduğunda ya da sadece kendinizi daha iyi tanımak ve anlamak istediğinizde terapiye başvurabilirsiniz. Bazen yalnızca konuşmak, yeniden temas kurmak ve kendinizle tekrar tanışmak için bile psikoterapiye başvurmak mümkündür.
Unutulmamalıdır ki psikopatolojisi olmayan insan yoktur. Hepimizin çeşitli zorlukları ve kırılganlıkları vardır. Bu durumlar günlük yaşamda sorun yaratmaya başladığında ya da süreklilik kazandığında “problem” ya da “bozukluk” olarak adlandırılır. Ancak psikoterapiye başvurmak için mutlaka bir tanı almış olmak gerekmez. Kendini keşfetmek, yaşam verimliliğini artırmak ve içsel süreçleri yeniden değerlendirmek için de destek alınabilir.
Psikoterapi, damgalanması gereken ya da yalnızca “çok ağır” durumlarda başvurulacak bir yöntem değildir. Aksine, ne kadar normalleştirilebilirse o kadar fayda sağlar. Tıbbın birçok alanında iletişim tedavinin önemli bir parçasıdır; ancak psikoterapide iletişim ve ilişki, tedavinin doğrudan kendisidir. Bu yönüyle psikoterapiyi deneyimlemek, farkındalık kazanmak ve değişim yaratmak isteyen herkes için güçlü bir destek aracıdır.