Kabul Kararlılık Terapisi (ACT) Nedir? | Doç. Dr. Hakan Delibaş

Kabul ve Kararlılık Terapisi, bilişsel davranışçı terapi ekollerinin üçüncü dalgası içinde yer alan bir terapi yaklaşımıdır. Bu terapide amaç, kişinin kendi duygu ve düşüncelerinin esiri olmaktan çıkmasını sağlamaktır. Kişi, düşüncelerinin içinden bakarak hayatı değerlendirmek yerine, düşüncelerine dışarıdan bakmayı öğrenir ve hayatını kendi değerleri doğrultusunda yönlendirmeye başlar.

Bu süreçte kişi, hayatının kontrolünü yeniden eline alır. Eylemleri zihnin otomatik olarak emrettiği şekilde değil, kendi seçtiği doğrultuda şekillenir. Çünkü zihin, karşılaştığı sorunlar karşısında çözüm üretmeye çalışırken, aynı yöntemleri iç dünyadaki istenmeyen duygu ve düşünceler için de uygular. Oysa iş hayatındaki sorunlar ile iç dünyadaki istenmeyen duygu ve düşünceler aynı şekilde çözülemez.

İçimizde istemediğimiz bir duygu ya da düşünce varsa, ondan kaçmaya ya da bastırmaya çalıştıkça aslında onu daha da güçlendiririz. Zihin bu durumu bir tehdit olarak algılar ve bizi korumaya çalışırken o düşünceyi daha sık karşımıza çıkarır. Kişi, bu döngü içinde aynı baş etme yollarını tekrar tekrar dener. Duyguları bastırmak ise zamanla yorgunluğa yol açar; enerji, kaçınmaya harcanır ve kişinin gerçekten yaşamak istediği hayatla ilgili eylemleri giderek azalır.

Böylece kişi, kendini olmak istediği yerden uzak bir noktada bulur ve “buraya nasıl geldim” sorusunu sormaya bile hâli kalmaz. Yaşananlar sanki tamamen dış etkenlerden kaynaklanıyormuş gibi algılanır ve kişinin kendi eylemlerinin bu süreçteki rolü fark edilemez.

Kabul ve Kararlılık Terapisi tam olarak bu noktada devreye girer. Seanslarda kullanılan çeşitli teknikler ve uygulamalarla danışanın düşüncelerinden biraz mesafe alması, kendi değerlerini fark etmesi ve hayatındaki önemli alanlarda harekete geçmesi desteklenir. Kişi, değerleri doğrultusunda eyleme geçtikçe, düşünce ve duygularının kendisini bağlayan birer engel olmadığını deneyimlemeye başlar. “Bu hayat bana göre değil” bakış açısı yerini daha esnek ve anlamlı bir yaşam perspektifine bırakır.

Terapinin süresi kişiden kişiye değişir. Klinik gözlemlerime göre birçok panik bozukluk ve depresyon yaşayan kişi birkaç seans içinde belirgin bir toparlanma gösterebilmektedir. Bu aşamadan sonra seans aralıkları açılabilir ve görüşmeler daha seyrek hâle gelebilir. Ancak bazı ruhsal sorunlarda, örneğin obsesif kompulsif bozukluk ya da bipolar bozuklukta, terapi süreci daha uzun zaman alabilir.

Terapinin ne zaman sona ereceği kişiye bağlıdır. Kişi, değerleri doğrultusunda hareket etmeye başladığında ve bu becerileri hayatına yerleştirdiğinde terapi süreci doğal olarak tamamlanmış olur. Bu değişim bazen çok kısa sürede gerçekleşebilir, bazen de daha uzun bir zamana yayılabilir. Önemli olan, kişinin fark ettiklerini hayata geçirmeye gönüllü olmasıdır.

Özetle, Kabul ve Kararlılık Terapisi kişiyi düşüncelerinden kurtarmayı değil, düşüncelerle birlikte anlamlı bir hayat kurmayı hedefleyen güçlü ve etkili bir terapi yaklaşımıdır.

WhatsApp Hattı +(90) (506) 292 21 41
Randevu Al Hızlı başvuru