Depresyon tekrarlayabilen bir ruhsal hastalıktır. Herkeste aynı şekilde seyretmez; yaklaşık olarak hastaların üçte biri tek bir atak sonrasında tamamen iyileşebilirken, üçte ikisinde tekrar etme riski bulunmaktadır. Bu riski en aza indirmek ve mümkünse tek atakla iyileşme sağlayabilmek için ilk tedavinin doğru ve yeterli şekilde uygulanması son derece önemlidir.
Belirtiler düzeldikten sonra tedavinin erken kesilmemesi, ilacın yeterli süre ve yeterli dozda, belirtiler tamamen ortadan kalkana kadar kullanılması gerekir. Aksi hâlde depresyonun tekrarlama ihtimali artar. Bu nedenle depresyon, bazı kişilerde tıpkı diyabet gibi uzun süreli tedavi gerektiren bir duruma dönüşebilir. Günümüzde depresyon için kesin ve kalıcı bir “kür” tedavisi bulunmamakla birlikte, yaşam kalitesini artırmak amacıyla yan etkileri mümkün olduğunca az olan, etkili en düşük dozda uzun süreli ilaç kullanımı gerekebilir.
Bu süreçte hastanın hekimiyle düzenli iletişim hâlinde olması büyük önem taşır. Kişi, kendi fark edemeyeceği bazı yan etkiler yaşayabilir. Bu nedenle ilacın düzenli kullanılması, olası yan etkilerin takip edilmesi ve hekimin bu konuda bilgilendirilmesi gereklidir. Uzun süreli ilaç tedavisi, birçok kişide yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir.
Bazen ilk depresyon atağında kişiler, bir uzmana danışmadan ve hekim kontrolü olmadan antidepresan kullanmaya başlayabilmektedir. Klinik pratikte, uzun süredir farklı antidepresanları bilinçsizce kullanan kişilerle karşılaşılmaktadır. Çoğu zaman ilacın neden başlandığı, ne kadar süre kullanılması gerektiği bilinmez. Kişi kendini iyi hissettiğinde ilacı bırakmak ister; ancak nasıl bırakacağını bilmediği için ani kesme sonucu yoksunluk belirtileri yaşayabilir ve kendini daha kötü hissedebilir.
Bu nedenle antidepresanların mutlaka bir hekim gözetiminde, danışmanlık eşliğinde ve kontrollü şekilde kullanılması gerekir. Özetle depresyon tekrarlayabilir; ancak düzenli takip, yeterli dozda ve yeterli sürede uygulanan tedavi ile bu risk önemli ölçüde azaltılabilir.