Birçok insanın zaman zaman aklına rahatsız edici düşünceler gelebilir. Bu düşünceler kişiyi huzursuz eder; ancak genellikle kontrol edilebilir ve geçicidir. Ne kadar saçma ya da tuhaf olursa olsun, bu tür düşünceler hepimizin zihninden gelip geçebilir.
Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) dediğimiz rahatsızlıkta ise bu düşünceler çok daha inatçı ve zorlayıcıdır. Kişi, istemediği hâlde bu düşüncelerle sürekli mücadele ederken bulur kendini. Zihne gelen bu rahatsız edici düşüncelere obsesyon denir.
Kişi, iç dünyasında bu obsesyonları etkisiz hâle getirmek için bazı zihinsel ya da bedensel davranışlar yapar. Bunlara da kompulsiyon adı verilir. Obsesyonlar ve kompulsiyonların birlikte görülmesiyle ortaya çıkan bu rahatsızlık, toplumda yaklaşık yüzde bir ila iki oranında görülmektedir.
Ancak bunun bir bozukluk olarak tanımlanabilmesi için kişinin kompulsiyonlar yapması ve bu durumun günlük hayatında en az bir saatten fazla zaman alması gerekir. Bu kriterler sağlandığında OKB tanısı konur.
Bunun dışında, akla gelen tuhaf ya da saçma düşünceler çok yaygındır ve bu konuda yalnız değilsiniz. Önemli olan, bu düşünceleri sorun hâline getirmemek ve onlarla savaşmaya çalışmamaktır. Çünkü kompulsiyonları yaptıkça bu düşünceler beslenir ve büyür.
Aslında kişi, yaptığı kompulsiyonlar sonucunda bu düşüncelerden geçici olarak rahatlar; fakat uzun vadede sorun devam eder. Oysa bu düşüncelerin gelip geçmesine izin vermek, onlardan rahatsız olmadan beklemek en doğal ve sağlıklı yaklaşımdır.